18 yaşında, ailesinden ayrılıp başka bir şehre giden bir gencin Antalya’da başlayan üniversite yılları…
Ev arkadaşlığı, parasızlık, plansızlık, dostluk ve hayata çarpa çarpa büyüme hâli…
Bu kitap; yaşanmış, süslenmemiş, filtresiz hikâyelerden oluşuyor.
Bazen kahkaha attıran, bazen “Bu da mı oldu?” dedirten, çoğu zaman trajikomik olaylar…
Hayatın gençliğe sunduğu tuhaf tesadüfler, komik düşüşler, yanlış kararlar ve arada bir insanın ölümle burun buruna geldiği anlar.
Ama asıl mesele yaşananlar değil, o yaşananların insanı nasıl değiştirdiği.
Biz Daha Ölmedik; arkadaşlığa tutunarak ayakta kalmayı öğrenen gençlerin, kendilerini ve hayatı tanıma hikâyesi. Kara mizahla anlatılan gerçek olaylar, samimi bir dil ve güçlü bir anlatıyla bir büyüme yolculuğuna dönüşüyor.
Bu kitapta kahramanlık yok, poz yok; sadece hayat var.
Hayat, bazen insanı yere serse de insan kalkmayı öğreniyor.
Biz Daha Ölmedik; gülerek, düşerek ve birbirine tutunarak büyüyenlerin hikâyesi.
Yazar, teknik disiplin ile yaratıcı üretimi aynı potada eriten çok yönlü bir anlatıcıdır. Profesyonel hayatı boyunca ağır sanayi ve üretim kültürünün içinde yer almış; kalite, süreç yönetimi ve denetim alanlarında uzmanlaşmıştır. Uzun yıllara yayılan bu iş deneyimi, ona detaylara odaklanmayı, insan ilişkilerini gözlemlemeyi ve hayatın gerçekçi yönlerini yakından tanımayı öğretmiştir. Bu birikim, yazı diline güçlü bir sahicilik ve sağlam bir gözlem yeteneği olarak yansımaktadır.
Profesyonel gelişimini yalnızca saha deneyimiyle sınırlı tutmayan yazar; çalışma hayatı, emek ilişkileri, organizasyon yapıları ve insan davranışları üzerine akademik ve mesleki eğitimler alarak kendini sürekli geliştirmiştir. Disiplinli teknik düşünceyle insana ve topluma dair kavrayışı bir araya getiren bu yaklaşım, anlatılarının temelini oluşturur.
Yazarlık kadar müzik de yazarın hayatında erken yaşlardan itibaren önemli bir yer tutar. İlkokul yıllarında mandolin ve blok flütle başlayan müzik yolculuğu; 90’lı yılların pop müziğiyle şekillenmiş, ardından metal müzikle sertleşmiş ve üniversite yıllarında rock müzikle genişleyerek çok katmanlı bir müzikal birikime dönüşmüştür. Zamanla müzik, yalnızca bir ilgi alanı olmaktan çıkmış; duyguları ifade etmenin, hikâye anlatmanın bir başka yolu haline gelmiştir.
Bu süreçte farklı türlerde yüzlerce beste üretmiş olan yazar, çeşitli albüm projelerinde imzası bulunan bir müzisyen olarak yaratıcı üretimini sürdürmüştür. Müzik ve yazı, yazarın dünyasında birbirini besleyen iki temel anlatım dili olarak yan yana durur.
Yazar, metinlerinde süsten ve yapaylıktan uzak durur. Kara mizah, trajikomik anlar, gündelik hayatın absürtlüğü ve insanın kendisiyle yüzleştiği anlar anlatılarının merkezindedir. Hayata, dostluğa, düşmeye ve yeniden ayağa kalkmaya dair sahici hikâyeler anlatmayı amaçlar. Üretimlerinde okuru etkilemekten çok, okurla aynı masaya oturmayı; anlatırken süslü cümleler kurmak yerine gerçeğin kendisini duyurmayı önemser.